ERKEN YILLARDA DRAMA İLE HAYAT PROVASI: 
MIŞ GİBİ OYUN OYNAMAK

Prof. Dr. Serap Erdoğan

Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi 
Okul Öncesi Eğitimi Öğretim Üyesi 
Oluşum Drama Enstitüsü 2002 Drama Lideri

 

Oyun ile hayatın anlamını kavrayan çocuklar yetiştirmek 

“Çocukların güçlüklerle başa çıkabilmeyi öğrenebilmelerinde içinde bulundukları ortamı ve yaşadıkları toplumu daha ileri seviyelere getirebilmelerine fırsat tanınması önemlidir.  Bu fırsatları yaratan önemli ortamlardan biri de oyundur. Çocuklar oyun oynarken en gerekli malzeme hayal güçleridir. Olmayan bir şeyi görmek, duymak, hissetmek, dokunmak ya da koklamak şeklinde gerçekleştirilen hayal etme çocuğun eşsiz hayal gücünün sonucudur. Bunu deneyimleyen çocuk çok yönlü düşünmeyi öğrenir. Dramatik oyun, çocukların kendilerini kolay ifade ettikleri doğal yollardan biridir. Dramatik oyun çocukların karmaşık olduğunu düşündükleri yetişkin dünyasını anlayabilmelerinde, insanlarla ilişki kurabilmelerinde ve çevrelerini tanıyıp, uyum göstermelerinde bir hazırlık niteliği taşır. Bir sanat alanı da olan dramanın süreçlerinde duygular, biliş, dil ve sosyal etkenler vardır. Dramada bir tür oyunsu süreçler olup çocuğun yaşamını zenginleştirir. Bir çocuğa drama yaşantısı ile bütün yaşamı boyunca onu etkileyecek deneyimler ve bilgiler verilebilir. Çocuklar hayatın anlamını kavrayan birçok deneyimi erken çocukluk döneminde drama yoluyla öğrenilebilir. 

 

Çocuklar ile hayatın provasını yapmak: mış gibi yapmak 

Dramada çocuklar kendi sembolik oyun yaşantıları vasıtasıyla başkalarının duygularını ve neler düşündüğünü anlama imkânı bulmaktadırlar. Böylece çocuklar kendilerini ve sosyal çevrelerini araştırma konusunda aktif olma fırsatı elde ederler. Drama hangi amaç için gerçekleştiriliyor olursa olsun çocuğun gelişim alanlarına etkisi vardır. Her çocuğun gelişimi farklıdır ve drama her çocuğun gelişim aşamasına uygun olarak geliştirilebilir. Dramanın kullanılmasında temel amaç kişinin kendisini başkasının yerine koyarak, kendisini, çevresini dolayısıyla da toplumu daha iyi anlayabilmesidir. Çocuk dramanın oyunsu süreçleri içinde yaparak yaşayarak öğrenirken, zihinsel gelişimi de desteklenmektedir. Çocuğun bu süreç içinde hayal gücünü kullanması, olmayan bir şeyi koklaması, görmesi, hissetmesi, duyması zihinsel işlemleri gerektirir. Dolaysıyla bunların yapılması çocuğun zihinsel gelişimini etkiler. Drama bir grup çalışması olduğu için çocuklar grup üyelerine karşı duyarlı olmayı, birbirlerini kabul etmeyi, değerlendirmeyi ve teşvik etmeyi öğrenirler. Bu şekilde çocuklar günlük yaşam deneyimleri edinerek gelecek yıllardaki yetişkin hayatlarına bugünden -mış gibi yaparak drama ile hazırlanmış olur.

Bütün bu anlatımlar ve tanımlar benim drama bakış açımı çok net açıklamaktadır. 2007 yılında yapmış olduğum “Altı yaş grubu çocuklarına drama yöntemi ile verilen matematik eğitiminin matematik yeteneğine etkisinin incelenmesi” doktora tezimde çocuklara bilimi öğretmek için dramayı seçmiştim. Ancak benim hikayem çocukluğumdan başlar. Tiyatroya olan ilgim ve sanata olan sevgim drama da buluşur. Tabi ki çocukların öğrenmesindeki yetişkin etkisi benim için takip edilmesi gereken bir serüvendi.

Bu araştırmanın ilk tohumları ve çocukluk yıllarımdaki tiyatro sevginin birleşmesi ile ben dramayı çocuklarla oyun oynamanın özel bir yanı haline getirerek oyunlarıma eklemeye devam ettim. Oynayan çocuğun aslında dramatik oyun oynadığını bilen bakış açım ile çocukların öğrenmesinde bunca değerli olan oyuncu öğretmene dönüşmüş oldum. Bugün oyun savunucusu olarak biliyorum ki köklerim dramanın bana vermiş olduğu cesaret ve bilgi ile beslenmiştir. Her çocuk ile oyun oynarken içimde bir drama lideri olmanın heyecanı ile bir yandan sanatı bir yandan yaratıcılığı bir yandan öğrenmeyi takip ettim. Bu serüvende hep içimdeki drama lideri ile konuştum, tartıştım ve karar verdim. 

Bugün artık bu özel bildirgede ulaştığım özel bir harmanı paylaşmak isterim. Drama bir bireyin kendini eşsiz ve sonsuz ifade edebileceği bir dünya oluşturur. Bu dünya o atmosferde hepimiz için gerçek olan dünyadır. En önemli çatışma ise gerçek ile dramatik olan arasındaki Araf halimizdir. İşte o Araf hali bir bireyin yaşam ve benliği arasındaki özel farkındalığını sağlayıp aydınlanma başladığında drama hedefe doğru yol almaktadır. Benim drama lideri olarak geçirdiğim tüm tecrübeler, bir çocuğun ya da bir yetişkinin eğlenceli ve güzel hatırlanan bir yaşantı olmasıdır. Bir fotoğraf temrini gibi kalan anılar benim dramanın etkisini hissettiğim anlardır. İyi ki drama ile tanıştım ve iyi ki onu hep yanımda taşıdım. Müteşekkirim bu değerli hazineyi bana sunan herkese…

 

28 Şubat Ulusal Drama Günümüz Kutlu Olsun